ABD–İsrail İlişkileri ve İran Gerilimi: 1932 Türkiye–İran Anlaşması’nın “Tarafsızlık” Maddesi Yeniden Tartışılıyor
ABD ile İsrail arasındaki İran’a yönelik savaş ve gerginlik devam ederken, 1932 yılında Türkiye ile İran arasında imzalanan “Emniyet, Bitaraflık ve İktisadi İş Birliği Muahedenamesi” yeniden gündeme geldi. Gazeteci Murat Bardakçı, Habertürk’te kaleme aldığı yazısında bu anlaşmanın önemine dikkat çekerek, günümüz krizleri bağlamında yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Bardakçı, 1932 Türkiye-İran Anlaşması’nın temel ilkeleri arasında tarafsızlık, saldırmazlık ve iç işlerine müdahale etmeme prensiplerinin bulunduğunu hatırlattı. Anlaşmanın, bölgedeki savaşların arttığı dönemlerde iki ülke arasındaki ilişkilerin tarihsel bir çerçevesini sunduğunu belirtti. Bardakçı, anlaşmanın imzalandığı günden bu yana pek gündeme gelmediğini ifade ederek şunları kaydetti: “Türkiye ile İran arasında yapılan pek çok sözleşmenin ardından imzalanan bu anlaşma, aslında sınır bölgelerindeki aşiretlerin eylemlerini önlemek amacıyla oluşturulmuştu ve daha sonraki yıllarda bu amaçla çeşitli protokoller yapılmıştı; fakat bazı maddeler, olası savaş durumlarını da göz önünde bulundurarak kaleme alınmıştı.”
Söz konusu anlaşmanın ilk iki maddesine göre, bir taraf saldırıya uğrarsa diğer taraf tarafsız kalacak ve saldırıya uğrayan ülkenin aleyhine herhangi bir siyasi, ekonomik veya maddi anlaşma yapılmayacak. Eğer bir tarafın karşısında düşmanca ve askeri eylemlere kalkışan bir üçüncü devlet olursa, tarafsız kalan devletin tarafsızlığı da ihlal edilmiş olacak ve silahlı karşılık görmesi muhtemel. Anlaşmanın dördüncü maddesi ise, taraflardan birinin başka bir devletten düşmanca bir tutumla karşılaşması durumunda, diğer tarafın durumu düzeltmek için tüm gücüyle çaba göstermesini öngörüyor.
Beşinci maddenin ise, sanki tarihinden doksan sene sonra Donald Trump gibi birinin İran’a saldırıp, İran yönetimini değiştirmeye çalışacağını öngörüyormuş gibi yazıldığı ifade ediliyor. Bu maddede, “Anlaşan taraflar kendi ülkeleri içinde, diğer taraf ülkesinin huzur ve güvenliğini bozma amacı güden grupların oluşmasına izin vermeyecek ve bu tür grupların varlığına karşı her türlü mücadeleyi üstleneceklerdir” deniliyor.
Bu bağlamda, Türkiye ile İran arasındaki 1932 anlaşması, mevcut uluslararası ilişkilerde önemli bir referans noktası olmayı sürdürüyor. Geçmişteki bu metin, günümüzdeki gelişmeler ışığında yeniden ele alınmayı gerektiriyor.