Nur topu gibi yeni tartışma konusu çıktı: Bakanlar istifa etmeli

Bu isimlerin yeni sisteme göre seçimle değil atamayla göreve geldiği hatırlatılarak ‘Kamu görevlilerinin aday olmaları için istifa etmeleri gerekir’ itirazı yükseldi. İstifa için son tarih geçerken hukukçular ‘garabet olur’ vurgusu yaptı: Anayasa ilkeleri açık. Görevi bırakmadıkları için aday olamazlar.

Millet İttifakı’nın Yavaş ve İmamoğlu için uyguladığı ‘Cumhurbaşkanı yardımcılığı’ formülünü hukuksuz olarak değerlendiren AK Parti, atanmış bakanların vekil adaylığı sürecinde istifa etmelerinin gerektiğini savundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yardımcısı Fuat Oktay dahil 17 bakanın büyük bölümünün milletvekilli adayı olacağını açıkladı. AK Parti Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz ise anayasal ve yasal sisteme göre bakanların istifa etmelerinin gerekmediğini söyledi. Yavuz “Bakanlarımızın olduğu listeler oluşacak gibi duruyor. Bizim sistemimize, anayasal ve yasal sisteme göre bakanlarımızın istifa etmesi gerekmiyor. Hiçbir bakanın istifasına gerek olmadan arzu ederlerse aday olabilirler. Hangi ile aday olacak gibi konular Sayın Cumhurbaşkanımızın bileceği konulardır” dedi.

Kamu görevlisi konumunda bulunan bakanların istifa etmeleri gerektiği yönündeki görüş ağır basarken kamuoyunda istifa sürecine ilişkin tartışmalar başladı. Eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay da tartışmalara ilişkin “Anayasaya göre bakanlar ve Cumhurbaşkanı yardımcısı seçilmiş değil, atanmış kamu görevlileridir. Milletvekili adayı olmak için diğer kamu görevlileri gibi istifa etmeleri gereklidir. İstifa tarihini geçirenlerin aday olması hukuken mümkün değildir” paylaşımında bulundu.

LDP eski Genel Başkanı Cem Toker de “Erdoğan’ın ‘milletvekili yapacağım’ dediği 17 bakan da kamu görevlisidir. Aday olacak bakanlar 16 Mart günü 17:00’de istifa etmeliydi. Bakanlar milletvekili adayı olamazlar” dedi.

Tartışmalara neden olan “Bakanlar istifa etmeli mi?” sorusunu Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz, karar.com’a değerlendirdi. Boyunsuz, bakanların milletvekili adayı olmalarına ilişkin hukuki değerlendirmelerini İmamoğlu ve Yavaş’ın AK Partililer tarafından ‘hukuksuz’ bulunan sürecinden başlattı. Cumhurbaşkanı yardımcılığının atama ile gelinen bir görev olduğunu belirten Boyunsuz, “Dolayısıyla aday olmak diye bir şey söz konusu değil cumhurbaşkanı yardımcılığı için. Şu an istifa etmeleri gerekmiyor” dedi. Yerinden yönetim ilkesine değinen Boyunsuz, bu ilke gereği belediye başkanlığı ve cumhurbaşkanı yardımcılığı görevlerinin bağdaşık olmadığını dile getirdi.

Boyunsuz, mevcut iki görevden birinin merkez devlet teşkilatından özerk olması gerektiğini belirterek, şunları ifade etti: “Diğeri, merkez devlet teşkilatının başındaki cumhurbaşkanından doğrudan emir alan ve dolayısıyla hiyerarşide yeri bulunan bir konumdur. Dolayısıyla seçimlerden sonrasında böyle bir atama olabilmesi için bu görevin sona ermesi beklenmesi gerekir veya görevlerinden ayrılmaları gerekir.”

Mevcut mevzuatta belediye başkanının istifası durumunda belediye meclisinde seçim yapıldığını hatırlayan Boyunsuz, “Halbuki belediye başkanlığı ayrı bir sandıktan çıkıyor. Belediye meclisi üyelikleri ayrı bir sandıktan çıkıyor. Dolayısıyla o sandıklardan birinden çıkan bir iradeyi yok edip, öbür sandıktan çıkan iradeye üstünlük tanımış oluyor mevcut mevzuat. Bu sebeple bir belediye başkanı görevden alındıysa ya da kendisi ayrıldıysa oradaki parti tercihine riayet edilmeli. En doğru demokratik çözüm budur. Onun için ‘belediye başkanı görevden ayrıldı, biz belediye meclisinde seçim yapalım’ demek; sandıkta alamadığını arka kapıdan başka türlü almış olmak demek. Bu mevzuatın da düzeltilmesi gerekiyor. Şu an ise İmamoğlu ve Yavaş’ın istifa etmesi gerekmiyor” ifadelerini kullandı.

17 bakanın milletvekili adayı olması tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerini paylaşan Boyunsuz, Anayasa’ya atıfta bulunarak milletvekilliği ile bakanlığın bağdaşık görevler olmadığının altını çizdi. Boyunsuz, Anayasa’nın 106’ncı maddesini hatırlatarak, “Bu madde ‘TBMM üyeleri, cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakan olarak atanırlarsa üyelikleri sona erer’ diyor. Demek ki bir kişi hem bakan hem milletvekili olamıyor” dedi.

Bir kişinin hem bakan hem de milletvekili olamamasının başkanlık sisteminin kuvvetler ayrılığıyla ilgili olduğunu söyleyen Boyunsuz, “Bizim Anayasamızda da bu şekli ayrılığa dikkat edilmiş ve bu ikisi bağdaşmayan görevler olarak düzenlenmiş” diye konuştu. Boyunsuz, günümüzde bakanın artık yürütme üyesi olmadığını dile getirerek, yürütmenin artık bir kişiden oluştuğunu hatırlattı. Bakanların, ‘üst düzey kamu görevlisi’ konumunda bulunduğunu ve atama ile görevlendirildiğini söyleyen Boyunsuz, şöyle devam etti:

“Dolayısıyla bağdaşık olmayan bir göreve siz bakan olarak, milletvekili olarak aday olduğunuz zaman milletvekilliğinin de bir adaylık süreci var. Bütün o bağdaşık olmayan diğer görevde olmayanlar ne yapıyor? Görevlerini bırakıp milletvekilliğine aday oluyorlar. Aynı şey bunlar için de geçerli olmalı. Açık bir düzenleme yok ama ilke orada duruyor. Bu ikisi bağdaşık görevler değil Anayasa’nın 106’ncı maddesine göre. O zaman bağdaşık olmayan göreve talip olduğunuzda da görevinizi bırakmanız gerekiyor. Seçimlerin temel hükümleriyle ilgili olan yasal düzenlemede yasal bir boşluk var. Yasal boşluk var ama Anayasa’da ilke duruyor. İlke diyor ki ‘Bu iki görev bağdaşmıyor.’ Öyleyse siz bunlardan birini bırakıp öbürüne aday olduğunuzda da görevden ayrılmanız gerekir. Atamayla gelinen bir görev için ayrılmanız gerekmez ama seçimle gelinen bir göreve talip olduğunuz zaman seçim sürecinde ayrılmanız gerekir. Seçim bir günden ibaret değil bizim hukukumuzda. Seçim 11 Mart’ta başladı. Onun için o göreve talip olduğunuz andan itibaren bağdaşık olmayan görevinizi bırakmanız gerekiyor o süreçte.”

Boyunsuz, bakanlık istifa etmeden milletvekili adayı oldukları bir senaryoda ise işleyişin hukuki olarak nasıl yürüyeceğini şu sözlerle anlattı: “Partiler, milletvekili adaylarının listelerini YSK’ya verecekler. Sonrasında YSK bu kişilerin adaylık başvurusu yapıp yapamayacaklarıyla ilgili resen bir inceleme yapacak. O süreçte hukuki tartışmalar YSK tarafından değerlendirilecek. Muhalefet partileri de itiraz edebilir ve YSK’nın hukuki görüşlerden bir tanesini benimsemesi gerekiyor. Çok açık bir düzenleme olmadığı için yoruma bağlı ilerleyecek bir süreç bu.”

FUAT OKTAY DA BAKANLAR DA SEÇİLMEDİ, ATANDI

Seçim takvimi işlerken siyasi partilerin adaylık trafiği hızlandı. AK Parti’deki işleyen süreci ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, yardımcısı Fuat Oktay’la birlikte “17 kabine üyemin hemen her birini aday yapacağız” sözleriyle dile getirdi. Ancak bu ifadeler ‘Diğer kamu görevlileri gibi bakanların da milletvekili adaylığı için istifa etmesi gerekir’ tartışması başlattı. İstifa için son tarihin 16 Mart olduğu da hatırlatıldı.

BAKANLAR ÜST DÜZEY KAMU GÖREVLİSİ KONUMUNDA

Hükümet, İmamoğlu-Yavaş formülüne ‘hukuksuz’ diyerek karşı çıkarken beliren tabloya hukukçulardan da itiraz geldi. Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz da “Bakanlar üst düzey kamu görevlisi konumunda. Anayasada ilke duruyor. Atamayla görevlendirildikleri için istifa etmeleri gerekir” dedi. Sürecin bu şekilde sürdürülmesi durumunda YSK’ya itirazda bulunulabileceğini belirtti.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir