Dervişoğlu’ndan Türkiye’nin Dış Politikasına Eleştiriler

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, yaptığı açıklamalarda Türkiye’nin dış politikasıyla ilgili önemli eleştirilerde bulundu. Dervişoğlu, “Türkiye, İran savaşına askeri olarak müdahil olmamalıdır. Ülkemiz, taraflarla ilişkilerini yalnızca uluslararası anlaşmalar çerçevesinde yürütmelidir. Ne ideolojik duygularla savrulmalı ne de dış baskılarla yön değiştirmelidir.” ifadelerini kullandı.

Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Nevruz Bayramı kutlamalarında bazı etnik grupların Türkiye genelinde gövde gösterisi yaptığını, eli kanlı katilleri övdüklerini ve Türk milletini tehdit ettiklerini vurguladı. TUSAŞ’a yönelik saldırılar gerçekleştiren PKK mensuplarının kahraman ilan edildiğini belirten Dervişoğlu, “Türkiye’yi yakmaya çalışanlar, sonuçta her zaman kendilerini ateşe atmıştır. Bu tür davranışlara devam ederlerse yine kendileri yanacaklardır.” şeklinde konuştu.

Ramazan ayında Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne yaptığı ziyaretlere değinen Dervişoğlu, bölgenin güneş ve rüzgar enerji santralleri için uygun bir ortam sunduğunu ifade etti. Ayrıca, kadın kooperatifleri aracılığıyla üretimin artırılabileceği konusuna dikkat çekerek, “Meslek eğitim programları ve genç girişimcilere destek programlarıyla büyük fırsatlar yaratılabilir ama bu projelere gereken önem verilmiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

ABD ve İsrail’in dış politikalarını eleştiren Dervişoğlu, bu iki ülkenin güvenliğini kendi sınırları içinde aramak yerine, başka ülkelerin topraklarında ve egemenlik haklarını ihlal ederek aradığını belirtti. İran’a yönelik saldırıların, yıllardır süregelen İsrail ve İran arasındaki dolaylı savaşın ABD’nin dahil olmasıyla yeni bir aşamaya geçtiğini vurgulayan Dervişoğlu, Türkiye’nin bu belirsizlik ortamında kırılgan bir ekonomiyle karşı karşıya kaldığını hatırlattı.

Dervişoğlu, AK Parti ile MHP arasında dış politikada fikir ayrılıkları olduğunu öne sürdü. Dervişoğlu, “Bir tarafta Sayın Erdoğan, Trump yönetimiyle ilişkileri sıcak tutmak adına çeşitli anlaşmalar yaparken, diğer tarafta Sayın Bahçeli, Çin ve Rusya ile stratejik işbirliği çağrısında bulunuyor. Bir yanda Dışişleri Bakanı Sayın Fidan, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırganlığını kınarken, öte yanda Sayın Bahçeli, Türkiye ile İran’ın aynı hedefe odaklandığını ifade ediyor. Bu çelişkili duruma baktığımızda, iktidarın sıkıştığını ve hareket alanının daraldığını görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesinin Türkiye Cumhuriyeti’nin jeopolitik aklı olduğunu vurgulayan Dervişoğlu, bu ilkenin ciddiyeti, realizmi ve devlet duruşunu temsil ettiğini belirtti. “Maceracı dış politikadan uzak durun. Duygusal tepkilerle devlet yönetmeyin. Tarafsız olmayan savaşların heyecanına kapılmayın. Başkalarının alkışladığı ama sonuçlarını bu milletin ödediği serüvenlere girmeyin.” dedi.

2. Dünya Savaşı döneminde Türkiye’nin tek bir evladının bile zarar görmediğine dikkat çeken Dervişoğlu, “Türkiye, bir NATO üyesi olarak ABD ve İsrail’in uluslararası hukuku hiçe sayan aşırılıkçı politikalarına mesafeli durduğu gibi, İran’ın radikal ve ulus aşırı istikrarsız politikalarına da aynı mesafeyi korumalıdır. Türkiye’nin görevi, bu yangının tarafı haline gelmek değil, yangının kendi evine sıçramasını engellemektir. Ölçü, denge ve devlet aklı budur.” şeklinde konuştu.

Author: ali cabbar